-Hayat rastlantısaldır, tıpkı bir oyun gibi.
-Oyun imgelerle süslü tasarımlardan hoşlanır.
-Her oyun bir kurmacadır. Birileri kurar birileri oynar.
-Gerçeklik oyunun bir taslağıdır. Oyun gerçekliğin bir tasarımıdır.
-Gizem yoktur, oyun vardır.
-Oyun ile yaşam birdir.
-Oyun sonunda ne olacağını bilmiyorsanız oyundur.
-Oyun amacına oyuncu oyunda kendi kişiliğini unutuyorsa ulaşabilir.
-Oyunun kurallarına karşı çıkan ya da bunlara uymayan oyuncu bir oyunbozandır.
-Ölüm hayatın kendisini bir oyun haline getirir.
-Oyunun kendisi doğru ya da yanlış değildir. Oynanıyor ya da oynanmıyordur.
-Oyunun oynayanların bilincinden bağımsız, kendine ait bir özü vardır.
-Oyuncular oyunun özneleri değildir, tersine oyun temsiline oyuncular vasıtasıyla ulaşır.
-Kurallar yoksa oyunda yoktur.
-Oyunun anlamı keyfi kurallara sahip olmasındadır.
-Bazı oyunların yazarı yok. Oyun kendi kendisini yazmakta.
-Hiçbir kimse ya da hiçbir şey oyunun dışında değil, sadece bazıları bunun farkında.
-Oyun yeni anlamlar, stratejiler üretmeye yarar.
-Oyun hazır bulduğunuz bir şeyle değil, ona dâhil ettiklerinizle anlam kazanır.
-Hayatın anlamı oynamak fiilinin yaşamak fiiline eşitlenmesine dayanır.
-Oyun hayatın olanağı, yapma, üretme harcama biçimidir.
-Gidilecek bir yer, yapılacak bir şey olmadığını kavradığın anda oynamaya başlarsın.
-Oyun içinde kullandığınız stratejiler, taktikler sizi abat da edebilir, berbat da. Size düşen kaderinize razı olmaktır.
Oyundaki mevcut kurallar sizi yasadan kurtarır. Özgürlüğe açılan kapı tam orada durur. Yoksa oyun size özgürlük vermez, kurallara uymanızı ister.
-Oynamak sizi ‘içten pazarlıklı’ yapmaz. İçten yönelimli yapar.
-Hayatın akışını değiştirmek, oynadığınız oyunları değiştirmekle mümkündür.
-Oynadığınız oyunun sınırı içinde yaşadığınız dünyanızın sınırını belirler.
Oynadığınız oyun doğumla başlar, ölümünüzle biter. Ama oyun sürer gider.
-Oyun oyuncunun hayatı bir resmin içine yerleştirebilmesidir.
-Oyun farkındalığı algı sisteminin içine yerleştirir.
Oyunun içinde oyuncunun oynama ustalığını, güvenini sağlayan reddetmeleridir.
-Nesne ve kavramlar ile oyuncu arasında hep bir oyun durur.
-Sürekli yenilik arayan bir zihin oyunu öldürür.
-Oyun en arı haliyle harcamanın biçimidir. Zamanı, enerjiyi, yaratıcılığı, yetenekleri kar amacı gütmeden harcar.
-Düşünce parçacıklarını ve yolunu yitirmiş bilgileri bir zeminde birbirine bağlayan felsefe ise, parçalanmış zamanı ve fragmanlaşmış hayatı birbirine bağlayan oyundur.
-Düşünce bazı zamanlar oyun içinde kendisini mantıksal olandan, akılcı düzenden uzaklaştırmalı ki riskleri yönetmeyi öğrenebilsin.
-Büyük meditasyon hiçbir şeye odaklanmadan, takılmadan uzun yıllar oyunu sürdürebilmektir.
-Yeryüzünde varlığımıza yer açan oyundur.
-Oyunların tamamı, kültürün düzenini kurmakta.
-Oyun düzen yaratır, Dünyanın düzenine karşı oyunun düzeni.
-Kaos kozmosun oyunudur.