‘ d grubu ‘

5–7 dakika

‘d ‘ de’liler mi, dahiler mi anlamına geliyordu?

Onuncu yılına ulaşan genç cumhuriyet, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere büyük kutlamalara hazırlanmaktadır. On yılda, her alanda, her yaştan genç, modern bir Türkiye düşüyle yanıp tutuşarak bir şeyler üretmiş, şimdi de yeni hamlelerin hazırlığı içindedirler. Hedef bellidir. Garp medeniyetini yakalamak. Yüzyılların sırtlarına yüklediği ağırlıklardan kurtularak çağa uygun yaşamak isteyenlerin düşüdür bu.  

I933 yılında ılık bir eylül akşamı Cihangir’de Yavuz apartmanının beşinci katında, beşi ressam biri heykeltıraş olan altı adam masanın çevresine oturmuş; ‘’ bu millet sanattan anlamıyor, ne yapsak da anlar kılsak ‘’ konulu bir sohbetin içindedirler. Ev sahibi Zeki Faik İZER arada bir arkadaşlarına içki ve çay servisi yapmaktadır.

Masanın başındaki diğer beş kişi ise; Nurullah BERK, Cemal TOLLU, Abidin DİNO, Elif NACİ ve Zühtü MÜRİTOĞLU’dur.

Memlekette sanatın gelişmesi ve yayılması için yanıp tutuşan gönüller, harekete geçmek, çevreyi uyandırmak, sanatın ne olduğunu, geçmişini, geleceğini, ürettikleri sanat eserleri ile millete anlatmak, haykırmak tutkusu içindedirler. Gecenin sonunda tüm bu isteklerinin ancak birlikte sergiler açarak, yazılar yazarak mümkün olabileceği kararına varırlar. Altı sanatçının oluşturduğu grubun adı Fikret ADİL tarafından konulur; ‘ d grubu ‘.

O güne gelinceye kadar Türk Resim Tarihinde; Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayi-i Nefise Birliği ve Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği adı altında icra-yı sanat eden üç grup olmuştur. Yeni kurulan grup ise dördüncü olmaktadır. Latin alfabesinin ilk üç harfi geçilmiş sıra dördüncü harftedir. İsim, ayrıca sanattaki gelişim sürecine de işaret edecektir.

‘ d grubu’nun ‘ birçok üyesi l928 yılında kurulmuş olan ‘Müstakiller grubu’nun da içindeydi. Müstakillerin ortak bir sanat anlayışı içinde olmayışları, izlenimcilik, Alman dışa vurumculuğu gibi birçok akımı bünyesinde taşıyor olmaları, d grubu’nun karşı çıktığı temel konulardı. ‘d grubu’ üyeleri, Türk Resim sanatının çağdaş akımlarla bir etkileşim içinde olması gerektiğini düşünüyor, izlenimci teknikleri reddederek kompozisyonu, kübist ve konstruktivist anlayışlardan yola çıkarak eski ürünlerden daha farklı bir yapı üzerine oturtmayı amaçlıyorlardı.

Hayaller büyüktü; sergiler açılacak, konferanslar verilecek, gazetelere dergilere yazılacak yazılarla kış uykusuna yatmış SANAT uyandırılacaktır. Ama ilk yapılacak iş bir sergi açmak olacaktır. Ortaya somut bir çalışma konulacak ve duyan duymayan herkese Türk resim sanatının ulaştığı nokta gösterilecektir.

O yıllarda İstanbul şehrinde doğru dürüst bir sergi salonu ya da resim galerisi bulmak da zor iştir. Çözümü Cemal TOLLU’nun akrabası olan Beyoğlu kaymakamı çözer. Tünel’e yakın bir yerde, Narmanlı hanında bir şapka mağazası iflas etmiş, büyücek bir dükkân boşalmıştır. Dükkân sahibine biraz sanattan bahsedilir, biraz yalvarılır çokça da kaymakamın gayretiyle bu dükkan kısa bir süre için parasız olarak sanatçılara verilir. Tarih 8 Ekim l933’tür. Sergi Cumhuriyet bayramı kutlamalarına yetiştirilmiş, sanatın da çorbada tuzu bulunmuştur.

Bu bir desen sergisidir. Amaç; grup üyesi sanatçıların sanat eğilimlerini halka tanıtmak,  Avrupa’da da moda olan kübik formların örneklerini sunmaktır. Sanatçılar umutlu bir beklentiyle açılış gününe gelirler. Ama o da ne… Sergi açılır açılmaz kıyamet kopar. İlk başta basın ve sanat çevreleri grubun adına takılır. Ne demektir ‘ d grubu ‘ , neyi simgelemektedir? Bir tarafta dahiler grubu diyenler, öteki tarafta dalavereciler, düzenbazlar, deliler, dalkavuklar, derbederler, densizler, dinsizler ve hatta düztabanlar, dızdızcılar diyenler vardır. D harfiyle başlayan ne kadar sözcük varsa ağızdan ağıza dolaşmaktadır.

Doğan NADİ sergide nöbetçi olarak kalan Abidin DİNO’ya ‘’ ne beklersin yavrum kim alır bunları, sokakta bulsalar getirip size verirler ‘’ diyerek dalgasını geçmektedir.

Peyami SAFA ise, ‘’ ayna, öküz, fotoğraf aynı şeyleri görürler. Bizim gibi görmeyen D grubunun gözlerinden öperim. ‘’ diye yazmaktadır gazetesindeki köşesinde. Reklamın kötüsü olmaz diyerek grup üyeleri alayları sineye çekerler. Sonuçta sanattan anlamayan bir kitleye hitap etmektedirler.

 ‘d grubu’ nca açılan ilk sergi ardından yıllarca konuşulacak pek çok komik ve acıklı anı bırakır. Resmin doğadaki nesnelere tıpatıp benzemesi gerektiğine inanan bir toplumda, nesnelere farklı bir bakış açısıyla yaklaşan sanat eğilimine karşı alaycı bir yaklaşımın ortaya çıkması da haliyle normal kabul edilmelidir.

Zaten o sıralarda ortalıkta bir ‘kübik’ modası vardır. Sıra dışı ya da özenti olduğu düşünülen her şeye hemen kübik damgası vurulmaktadır. O yıllarda çok meşhur olan ‘Lüks Hayat ‘ operetinde bile ‘’ Şişli’de var bir apartıman…İçinde kübik mobilyalar…’’ şarkısıyla züppe, modern hanımefendi anlayışı kübizmle bitiştirilmektedir. Sonunda ‘d grubu’ da bu türden bir ‘kübik’ damgasını alnının ortasına yemiş olur.

‘ d grubu’, kübizmi genç cumhuriyetin sanatı olarak tanımlayıp, sanatçıların bu yönde ürünler vermeleri gerektiği kanısındaydı. Nurullah BERK, Cemal TOLLU, Zeki Faik İZER kunt figürleri, geometrik çizgi ve biçimlerle kübik anlatımlara ulaştırmaya çalışıyorlardı. Kübizmin biçimsel ve teknik olarak algılanması bile, o dönemde resim adına büyük bir yenilik olacak, şaşırtıcı sonuçlar doğuracaktı.

Açılan ilk sergide boş salona biraz hava vermek için Nurullah BERK’in evinden sandalyeler getirilir, giderler üyelerin olmayan paralarından karşılanmaya çalışılır. Üstelik alışılmışın dışında sergiyi gezmek ücretsizdir. Sergiyi açanlarda müthiş bir heyecan vardır ama sadece Zeki Faik İZER’in iki, Cemal TOLLU’nun bir olmak üzere üç adet desen tanesi ikibuçuk liradan satılır.

Grubun Beyoğlu halkevinde l934 yılında açılan ikinci sergilerinde 48 adet yağlıboya ve suluboya eser bulunmaktadır. Aynı yıl içinde Haziran ve Aralık aylarında iki sergi daha açarlar. Galatasaray’lılar yurdunda açılan Aralık sergisine Turgut ZAİM ve Bedri Rahmi EYÜBOĞLU da grubun yeni üyeleri olarak katılmıştır. Bu sergiyi, bir öncekini alaycı bir tavırla eleştiren Peyami SAFA açmış, Cemal NADİR’in karikatürlerine de bir köşe ayrılmıştır.

‘d grubu’ sanatçılarının bir kısmı l933 yılında yapılan üniversite reformunun ardından Güzel Sanatlar Akademisi kadrolarına alınarak günümüz resim sanatının yükünü sırtlayacak pek çok öğrencinin yetişmesine katkıda bulundular. ‘ d grubu ‘ üyeleri l933 yılından başlayarak l947 yılına gelinceye dek onüçü İstanbul’da, biri Ankara’da olmak üzere l4 sergi açtılar. Ülke dışında ise Atina, Bükreş, Belgrad, Moskova, Petrograd, Viyana, Budapeşte ve Paris’te de sergiler açarak zor sınavlardan geçtiler.

Grubun başlangıçtaki kadrosuna; Bedri Rahmi EYÜBOĞLU, Eren EYÜBOĞLU, Turgut ZAİM, Halil DİKMEN, Eşref ÜREN, Salih URALLI, Arif KAPTAN, Hakkı ANLI, Sabri BERKEL, Fahrunnisa ZEYD, Nusret SUMAN, Zeki KOCAMEMİ gibi sanatçılar eklendi. Grubun bu genişlemesi hem sanat dünyası üzerinde etkisini arttırdı hem de açılan sergiler, tartışmalar, basın bildirileri, kitaplar aracılığıyla yarattığı atmosfer içinde yeni sanatçıların, yeni akımların ortaya çıkmasını sağladı. ‘d grubu üyeleri son ortak sergilerini l7 Kasım l95l de Fransız Konsolosluğu salonunda açtı. Ardından dağıldılar, her sanatçı kendi yoluna gitti ve yeni arayışlara yöneldi. İlerleyen yıllarda açılan ‘d grubu’ sergileri de birlik ve beraberlik düşüncesinden uzak, nostaljik bir esinti niteliğindeydi.

‘d grubu’nun Türk Resim sanatında yarattığı etkiyi Elif NACİ ve Zühtü MÜRİDOĞLU şöyle anlatıyor: ‘’ Sergiye parasız girme geleneğini biz yerleştirdik. Plastik sanatlara karşı, önce halkın sonra resmi kuruluşların ilgisini uyandırdık. Sergievi olmayan ülkede bu salonların açılmasına önderlik ettik. Evet, biz devrimci ya da reformcu değildik ama bu yolda, biraz gürültülü patırtılı da olsa öncülük ettiğimiz su götürmez. Bizden sonra pek değerli gençler, çok tutarlı yeni akımlar geldiler. Ama o günlerde bunların hiç biri yoktu.’’

Ne diyelim! ‘d grubu’ altı hevesli, atak insan tarafından kuruldu, gökyüzünde on beş yıl boyunca keyiflice dolaştı ve resim sanatında adıyla, ürünleriyle neşeli bir iz bırakarak tarihin tozlu sayfalarına karışıp gitti.

Yorum bırakın